Behçet Çelik'in Kitapları

Behçet Çelik'in yayımlanan ilk kitabı 1992 tarihli İki Deli Derviş'tir.

Bu kitabın içeriğinin büyük bölümünü Çelik'in 1989'da Akademi Kitabevi Öykü Başarı Ödülü kazandığı dosya oluşturur.

1996'da Yazyalnızı adlı öykü kitabını yayımlayan Çelik bu kitabın yayımının ardından uzun süre kitap yayımlamadı.

2002'de yayımlanan Herkes Kadar'la yeniden kitap yayımlamaya başladı.

Bunu 2004 tarihli Düğün Birahanesi isimli öykü kitabı izledi.

2006'da Adana'ya Kar Yağmış/Adana Üzerine Yazılar adlı derleme kitabını yayımladıktan sonra,

2007'de yayımladığı Gün Ortasında Arzu ile 2008 Sait Faik Hikâye Armağanını kazandı.

Behçet Çelik 2009'da ilk romanını yayımladı: Dünyanın Uğultusu.

2010'da yeni bir öykü kitabıyla okur karşısına çıktı: Diken Ucu

Çelik'in Sınıfın Yenisi adlı ilkgençlik romanı da 2011'de yayımlandı.

Çelik 2012'de Soluk Bir An adlı romanını ve Ateşe Atılmış Bir Çiçek adlı deneme kitabını yayımladı.

Kaldığımız Yer adlı öykü kitabı 2015'te yayınlandı.

2016'da Ayhan Geçgin ve Barış Bıçakçı'yla edebiyat üzerine yazışmalarından oluşan Kurbağalara İnanıyorum yayınlandı.

Çelik'in ilk çocuk romanı Çantasızlar Kampı Eylül 2016!da yayınlandı.

Sekizinci öykü kitabı Yolun Gölgesi Mayıs 2017'de yayımlandı.

Üçüncü romanı Belleğin Girdapları Haziran 2019'da yayımlandı.

Kitaplar

Kitapların üzerine tıklayarak o kitapla ilgili basında çıkmış yazı ve söyleşilere ulaşabilirsiniz.    

Belleğin Girdapları

Belleğin Girdapları

Yaban ya da yabancı değildim… Arada bir yer – onlardan olmadığım gibi büsbütün eloğlu da sayılmazdım. Bir şeyin kendi olmaktan çıkıp karşıtına dönüşme anında donup kalmış gibiydim. Daha ilginci, aynısı onlar için de geçerliydi. Yaban ya da yabancı değillerdi bana. Onların şansı kalabalık olmalarıydı, sayılarındaki çokluk, dönüp de sürekli benzerlerini, aynılarını görmek, bir dönüşümün ortasında kalakaldıklarını unutturuyordu onlara.

Belleğin Girdapları, kaçmak isteyen bir adamın hikâyesi. Günlük hayatın getirdiklerinden, insan ilişkilerinin yoruculuğundan ve aslında, bunlara uyum sağlayamayan kendisinden kaçmak... Onunkisi yeni bir hayat beklentisi değil, en fazla “iyi olacak” sezgisi… Daha iyi hatırlayabilmek için yaşadıklarını yazmayı istese de hatırlamaktan, bir “hayıflanma kuyusuna” düşmekten korkuyor. Ama kaçamıyor…

Kaçabildiği en uzak nokta, “şehrin sonunda” bir yerleşim yeri: Ona tekinsiz hatta giderek tehditkâr gelen atmosferiyle, gerçek bir inzivaya izin vermeyen, “öfkelenememenin yorgunluğuyla” kendi boşluğuna düşüşü hızlandıran bir mahalle, “Serpmetepe.”

Behçet Çelik, bir adamın zihninin derinlerine iniyor, katman katman onu keşfediyor. Edebiyat yolculuğunun en derinlikli karakterlerinden birine, kusursuz bir üslupla imza atıyor.

Kitaplar