Derdi olmayanın hikâyesi de olmaz - Eray Ak

Sunday, May 3, 2015 2:11:00 PM

Yaşadığımız dünyadaki sefalet ve siyasetteki rezillik, insanların ar damarını patlatalı az zaman olmadı hani. Çok yavaşmış gibi görünse de zaman çabuk geçiyor ve tarih yaşananları, yapılanları görüyor. Tehditvari olacak belki ama bunlar kayıt altına da alıyor. Çok uzağa değil, şöyle ardımızı dönüp hemen yakınımıza bakmak dahi yeter bazı şeyleri anlamaya. Neden çılgınlar gibi birbirimizden nefret ediyoruz ya da “insanlar neden böyle şuurlarını yitirmişçesine birbirlerini yemeye çalışıyor”un cevapları arkamızda bıraktıklarımızda gizli.

İnsanoğlunun yaşananları kaydetme şekilleri ise tarih yazıcılığıyla sınırlı değil elbette. Pek çok sosyal bilimin farklı kayıt tutma şekillerinin olmasının yanında edebiyat gibi sadece insanı ve onun duygularını merkezine koyan bir icadımız mevcut bizim insanlık olarak. Kıymeti bilinmiyor belki ama o, bir kenarda usulca işlevini yerine getirmeye devam ediyor. Daha başka kanallar da var elbette inan ruhunu anlamlandırmak için ancak şu an için "konumuz edebiyat".

Edebiyat çünkü insanlığın olaylar karşısında verdiği tepkilerin duygu haritasını çıkarabiliyoruz ve sanırım bugünlerde daha da fazla ihtiyaç duyuyoruz ona. Bunu, hem içinden geçtiğimiz günlerin yansımalarını bir şekilde edebiyat yapıtlarından toplamamızdan hem de tüm bunlara rağmen edebiyattan bir şekilde hâlâ uzak kalınmasından yola çıkarak söylüyorum. İnsan kendini görmek istemez çünkü çoğu zaman ve bu devirde edebiyat yapıtlarının kaderini, yani çok okunmamayı da bu belirliyor sanırım. Oysa edebiyat hiç gözyaşına bakmaz, aynayı tutuverir suratımızın ortasına. Tam da bu yüzden uzak duruluyor edebiyattan.

Yazının devamı için tıklayınız.

Comments

 
8 + 8 =  Solve This To Prove You are a Real Person, not a SPAM script.