Dünya Akıp Giden Kirli Bir Su - Melisa Kesmez

Friday, July 31, 2015 3:48:00 PM

Yorgunuz. Kimi azıcık dürtsek, kısacık bir gündelik selamlaşmanın hemen altından dev canavarlar başını uzatıyor. İçlerimiz karanlık. “Bu da geçer,” demek hiç olmadığı kadar zor. Bir ülke dolusu insan kaynayan bir kazanın içinde çırpınıp duruyoruz. Üstelik sadece bugünün şartlarından, bugün içinden geçtiğimiz dönemin ağırlığından değil. Bu topraklarda yaşayan insanlar olarak, tarihin getirip kapımıza bıraktığı nice fenalıktan da bir türlü soğumuyor yüreklerimiz. Köklerimizi saldığımız toprakların kolektif hafızası, hesabı verilmemiş, üzeri örtülmüş, bile isteye görmezden gelinmiş acılarla dolu. Zamanın yaraya şifa olduğu gerçeği bu coğrafyada işlemiyor. Unutulacak gibi değil insanın insana ettikleri. Yaralar kapanmıyor, bilakis, zaman geçtikçe içten içe kurtlanıyor, bedenin her yerine yayılıp onu büsbütün hasta ediyor. Geçmişin acıları geçmişe gömülse de, tarih oldu sanılsa da, gündeliğin vızıldayan gerçekliği altında perdelense de, neredeyse sihir marifetiyle bir çırpıda değiştirilen gündemin dev cüssesi altında ezilip kalsa da, altta bir yerde fokurduyor canı yanmışların ah’ları. Midas’ın sırrını fısıldayan sazlar gibi, ne kadar susulsa da olan biten, bir yolunu bulup gün ışığına çıkıyor. Hesabı verilmeyen toprağa verilmiyor çünkü. Üstü kapatıldıkça daha da görünür oluyor. Acı üstüne acı birikiyor kapanmayınca hesaplar, koskoca bir coğrafyanın hafızası kirlendikçe kirleniyor. Geçmişin çamurlu suları bugünün sularını bulanıklaştırıyor, kir her şeye –sıradan, gündelik ilişkilere dahi– sızıp sızıp duruyor.

Behçet Çelik, yeni öykü kitabı Kaldığımız Yer’de, yaşadığı topraklara bakıyor ve tam da bu halin fotoğrafını çekiyor. Bu toprakların hafızasında biriken acıları, onlardan beslenen ve son dönemde ziyadesiyle hissedilen huzursuzluğu anlatıyor. Bu ülkede neyin altını kaldırsak oradan fırlayıp boğazımıza yapışan belli gerçekliklerin yarattığı buhranda hayatta kalma savaşı veren, yorgun insanların hikayelerini aktarıyor. Etrafımızı kuşatan başıbozuk kentleşme, içi boşalan insani duygular, anlamını yitiren ilişkiler, gittikçe silikleşen gelecek tahayyüllerinin gölgesinde tutunmaya çalışan insan ruhunu anlamaya çalışıyor.

Yazının devamı için tıklayınız.

Comments

 
9 + 9 =  Solve This To Prove You are a Real Person, not a SPAM script.